News From Trade Fair Industry
Total Number of News in our Database: 3873 

Hannover Messe International İstanbul Genel Müdürü Dennis Smith: ¿Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) fuar yönetmeliği Fuar sektörünü disipline etti¿

Sayın Smith kuruluş olarak içinde bulunduğumuz dönemde gerek yurtiçinde gerekse yurtdışında yoğun bir etkinlik programı yürütüyorsunuz. İsterseniz öncelikle geçtiğimiz hafta tamamlanan Automechanika İstanbul Fuarı’nın değerlendirmesi ile başlayalım söyleşimize.

Automechanika İstanbul gerek Hannover-Messe International İstanbul gerekse Messe Frankfurt açısından çok özel bir ortaklık. Bu iki firmanın Almanya dışında yaptığı tek ortak organizasyon. Bu benim ilk Automechanika İstanbul fuarım ve o yüzden bir önceki fuarlarla ilgili bir kıyaslama yapamıyorum. Ama fuar katılımcılarından aldığımız dönüşler çok olumlu. Son iki yıldır yapılan yurtdışı tanıtımlar sayesinde çok yüksek bir yurtdışı ziyaretçi sayısı elde ettik. 3200’ün üzerinde gerçekleşen rakam bizim için bile şaşırtıcı oldu. Yurtdışından fuara gösterilen ilginin beklentimizden çok daha fazla olduğunu gördük. Aynı şey katılımcı açısından da geçerli. 2001 senesinde 2 milli katılımımız vardı. Bu sene  yurtdışından 12 milli katılımımız vardı. Bu da sevindirici bir gelişme. Yabancı firmalar Türkiye’de iş yapmak istiyor. Türkiye’de çoğunlukla distribütör bulma peşindeler. Ve bu hedefe ulaşmak için bu platformu seçiyorlar. İkinci bir faktör bu yıl Anadolu’ya yönelik gerçekleştirdiğimiz ziyaretçi çalışmalarından elde ettiğimiz olumlu sonuçlar oldu. Geçen seneden beri bu konuda tanıtım çalışmalarımız sürmekteydi. Fuara Anadolu’nun 18 farklı şehrinden ücretsiz otobüsler organize ettik ve Anadolu’dan çok kaliteli ziyaretçiler getirdik. Bize söylenen şimdiye kadar yapılan en güzel Automechanika İstanbul.

 

Fuarda geliştirmeye açık noktalar var mıydı?

Belki tuning bölümünde bir geliştirme yapmamız gerekebilir. Çünkü bu fuar son kullanıcıya hitap eden bir fuar değil. Bu toptancı ve perakendecilerin ziyaret edeceği bir fuar. Tuning bölümünün kimliğini ve ziyaretçi profilini bu amaca yönelik olarak geliştir-memiz gerekiyor. Fuarın tuning bölümünü Tuning-Aksesuar diye tanıtıyoruz. Orası aksesuar satan insanların ziyaret etmesi gereken bir bölüm. Onun dışında fuar gerçekten çok hareketli geçti. Gerek yabancı firmalar gerekse yurtiçinden katılan firmalar yakın temastaydı. Herkes iş yaptı ve mutlu ayrıldı. Artık 2009 yılı fuarı için çalışmaya başlayacağız.

 

Dünyada kaç tane Automechanika var? İstanbul fuarı büyüklük olarak kaçıncı sırada?

Dünyanın 11 ülkesinde Automechanika gerçekleştiriliyor. Frankfurt’tan sonraki en büyük Automechanika İstanbul’da. Bu sene Mayıs’ın ikinci haftası ise ITE firmasıyla ortak olarak Automechanika Moskova yapılıyor. Messe Frankfurt yerel olarak güçlü olan kuruluşlar ile bu tür ortaklıklar yapma konusunda çok başarılı. Örneğin Automechanika İstanbul daha önceden bizim portföyümüzde AEF adı ile bilinen orta ölçekli bir otomotiv endüstrisi fuarı idi. Oradan üretim teknolojilerini ayırdık, Bileşim Fuarcılık ile beraber WIN şemsiyesini oluşturduk. Bilişim teknolojilerini ayırdık Interpro ile CeBIT Bilişim Eurasia Fuarı’nı oluşturduk. Kalan kısmı ise Messe Frankfurt ile beraber otomotiv yan sanayi konsepti ile Automechanika İstanbul adı altında bir araya getirdik. Ve bu işbirliği sonucu kısa sürede görmüş olduğunuz büyüklüğe ulaştık. Dolayısı ile biz de çok memnunuz bu ortaklıktan.

 

Yine Nisan ayındaki bir diğer gündem maddesi Hannover Messe Fuarı ve Türkiye’nin bu fuara partner ülke statüsü ile katılması idi. Öncelikle fuarın genel performans bilgilerini alalım sizden.

Hannover’de bulunan Deutsche Messe yetkililerine göre fuarın ziyaretçi rakamları 2005 senesinde aynı konulardan oluşan fuarla karşılaştırıldığında özellikle uluslararası ziyaretçi bazında %10 arttı. Tabi bizi özellikle Türkiye katılımı ilgilendiriyordu. Çünkü biliyorsunuz bu sene Türkiye fuarda “partner ülke” idi. Bu süreçte biz çok yorulduk fakat bizden ziyade İstanbul Ticaret Odası’da çok büyük bir bütçeyle bu fuarı sahiplendi. Türkiye’den fuara 326 firma katıldı. Ve gerçekten Türkiye’nin üretim sektörü adına büyük bir damga vuruldu.

Açılışta Başbakan Sayın Recep Tayyip Erdoğan ve İTO Başkanı Sayın Murat Yalçıntaş konuşma yaptılar. Türkiye’den Bakanlar, Milletvekilleri, Belediye Başkanları, Valiler vb’den oluşan büyük bir delegasyon vardı. Ayrıca fuarın içinde bizim beş tane milli katılımımız vardı. Dökümcüler, yan sanayi, enerji, otomasyon, hidrolik pnömatik ve genel sanayi firmaları. Bunun yanı sıra 26. salonda Türkiye’nin bir sunum alanı vardı. Devlet Kuruluşları, Sivil Toplum Kuruluşları, TOBB, YASAD, KOSGEB, İDTM gibi pek çok kuruluş bu alanda standları ile yer aldılar. Ayrıca sunum bölgesi son derece modern ve estetik bir alandı. Türkiye’nin modern yüzünü göstermesi açısından bu çok önemli idi bence. Sonuçta Türkiye’den gelen katılımcılar son derece memnun ayrıldılar fuardan. Bu da Türkiye’nin partner ülke olması konusunda bir başarıya ulaştığımızı gösteriyor. Ayrıca Türk Alman Ekonomik forumu gerçekleştirildi. Bir de ilave olarak Enerji forumu yapıldı. Kısaca Türkiye’nin sanayi yapısı temsil edildi. Deutsche Messe’nin yönetim kurulunun yaptığı yorum da bugüne kadar yapılan en güzel ve en etkili milli katılım olduğu yolunda. Tabi bunun bir nedeni de Almanya’da 3 ila 4 milyon arasında bir Türk nüfusunun olması. Hakikaten fuarda da bir hayli yüksek oranda Türk nüfusu vardı. Bize söylenen sadece Hannover Messe Fuarı için 8000 vize verilmiş. Avrupa’da yaşayan Türklerle birlikte 20 bine yakın Türk ziyaretçisi oldu. ÿimdi ka-tılımcılara düşen fuar sonrası takiplerle ziyaretçilerle yaşadıkları sıcak teması satışa çevirmek olmalı. Çünkü şu anda fuar bitti. Belki bir 10 ya da 15 sene sonra tekrar partner ülke olma şansımız olur. Dolayısı ile fuarın bize sunduğu fırsatları çok iyi değerlendir-memiz gerekiyor.

 

Bundan sonraki partner ülke hangisi?

Japonya. Ve seneye orada olacağız Türkiye’yle kıyaslama imkanı bulacağız. Geçen sene Hindistan’dı ve yüzde yüz Türkiye’nin çok daha başarılı olduğunu söyleyebilirim.

 

İsterseniz biraz da Eylül ayında gerçekleştireceğiniz CeBIT Bilişim Eurasia Fuarı ile ilgili bilgi alalım sizden. Geçtiğimiz günlerde bir organizasyon değişikliği gerçekleşti sanırım HİFAÿ’ta.

Aslında bir adres değişikliği yapıldı. Hannover-Messe International Istanbul ve HİFAÿ’ın ofislerini birleştirdik. Organizasyon yapısında ise fazla bir değişiklik yok. HİFAÿ’ta Genel Koordinatör olarak Sayın ÿafak Alpay görevini sürdürecek. Ben ise operasyonel sorumluluklar açısından Genel Müdürlük görevini sürdüreceğim. Yani herkese düşen sorumluluklar aynı şekilde devam ediyor. İnterpro medya desteği veriyordu. O destek devam ediyor.

 

Fuarda bu sene ne gibi yenilikler düşünüyorsunuz?

En büyük değişikliğimiz fuarı daha da uluslararası bir konuma ulaştırma yolundaki çalışmalarımız olacak. Örneğin şimdiye kadar CeBIT Bilişim Eurasia ile ilgili yurtdışı basın toplantıları CeBIT in genel tanıtım programı kapsamında yapılırdı. Bu yıl biz 10 farklı komşu ülkelerde CeBIT Bilişim Eurasia olarak basın toplantısı düzenleyeceğiz. Yunanistan, Bulgaristan, Romanya, Ukrayna, Azerbaycan, İran, Suriye, İsrail, Mısır gibi çevre ve yakın ülkelerde Sivil Toplum Kuruluşları, Devlet Kuruluşları, basın ve başka sektörlerdeki geniş bir katılımcı ve ziyaretçi kitlelerini basın toplantılarımıza davet ediyoruz. Böylelikle hem fuara gelecek yurtdışı ziyaretçiyi arttırmayı hem de Türkiye’yi bu ülkeler için bilişim sektöründe bir dağıtım merkezi haline getirmeyi amaçlıyoruz. Diğer bir konu da yurtiçi ziyaretçi çalışmalarımızla ilgili. Bizim her zaman Anadolu dan yoğun ziyaretçilerimiz oldu. Bu sene bu ziyaret düzeyini arttırmak ve VIP organizasyonu altında Anadolu’daki sanayicileri fuar sırasında ağırlamak istiyoruz İstanbul’da. İlk sene bizim hedefimiz 200 kişi. Bu 200 kişi için uçakla ulaşımı üstleneceğiz. Konaklama gerektiren durumlarda onu da üstleneceğiz. Ana hedef Anadolu’da bulunan bir şirket sahibini ya da şirketin üst yöneticisini günü birlik ya da bir gece kalmak suretiyle getirip fuarı etraflıca gezdirmek istiyoruz. Türkiye’nin mevcut bilgi ve iletişim sektörünün ne durumda olduğunu ve nerelere ulaşabileceğini göstermek istiyoruz. Türkiye genelinde şirketlerdeki bilişim kullanım oranı % 7. ÿimdi herkesin bir cep telefonu var diyebilirsiniz. Ancak iş dünyasında internet ve e-maili iş için kullanan sadece % 7. Bizim hedefimiz şirketlerdeki verimliliği arttıracak olan bilişim teknolojilerini mümkün olduğu kadar çok firmanın kullanmasını sağlamak için zemin hazırlamak ve bu yüzde oranının artmasını temin etmek. Almanya’da %60, İtalya’da %30. Düşünün. Bu oranı arttırmak istiyoruz. Ve o şirketlerin patronlarını buraya getirip göstermek istiyoruz. ÿu anda araştırma başladı. Adayları tespit ediyoruz. Bunun dışında Anadolu’dan Automechanika İstanbul ve diğer yaptığımız fuarlarda olduğu gibi otobüs organizasyonları dü-zenleyeceğiz. Bu sene Turkcell yeniden ana sponsor. Turkcell’in 10. yılı. Dolayısıyla bu hepimiz için ayrı bir anlam taşıyor. Bu konuyla ilgili de ilerde medyada yayınlar göreceksiniz.

 

1992 yılından beri Türkiye fuar sektörü içinde görev alıyorsunuz. Deneyim ve gözlemleriniz ışığında Türkiye fuar endüstrisinin mevcut durumunu ve uluslararası fuar endüstrisi içindeki konumunu değerlendirir misiniz?

Belirttiğiniz gibi 1992 yılından beri bir şekilde bu sektörün içindeyim. 1992 yılında Dünya Ticaret Merkezi’nin 1. salonunun yapılması fuar sektörünün miladı olarak biliniyor. Fakat 1992’den 2005’e sektör ne şekilde gelişti ona bakmak lazım. Geçtiğimiz sürede fuar sektörü büyürken bu büyüme fuar alanları işleten organizatör kuruluşlar lehine bir rekabet dengesizliği ortamında gerçekleşti. Alan / salon işletmeyen kuruluşların maliyetleri arasında fuar alanı kiralama maliyeti %20-40 arasında değişiyor. Fakat fuar alanı işletmecisi olan organizatör kuruluşlar için hesaplar farklı. Onlar böyle bir bütçe yapmadan fuar organize edebiliyorlar. Dolayısıyla Türkiye’de bundan dolayı rekabet hep fiyat üzerinden yapılıyor ve çoğu kez fuar organizatörleri müşterilerine sunduğu katma değerden çok fiyatı öne çıkarmak zorunda kalıyor. CNR’nin durumu dahil olmak üzere geniş bir belirsizlik sürmekte hatta halen tekel belirtileri bulunmaktadır. İstanbul’da sektörün taşları henüz yerine oturmuş değil. Bana göre bunun için 5 ila 10 yıl daha beklemek gerekecek. 

 

Sektörde yeni regulasyonları ve denetleme yetkisinin TOBB’a geçişi sonrası süreci değerlendirir misiniz?

Sektörde denetleme yetkisi TOBB’a geçtikten sonra sektöre bir disiplin geldi. Başta pek çok kişi TOBB bu işi başaramaz diyordu. Ama şu andaki sistem bence başarı ile işliyor. Çünkü TOBB hem regülasyonları yeniledi hem de regülasyonlardaki yaptırımları  hayata geçirdi. TOBB bünyesinde bulunan 52 Meclis toplantısından birisi de fuarcılık endüstrisine ayrılmış bulunmakta ve periyodik olarak düzenlenen bu toplantılar fuarcılığın geleceğinin şekillenmesi için çok önemli ve tek olma özelliği var.  Gönül isterdi ki disiplinin sektöre TOBB tarafından getirilmesinden önce sektör uzlaşma yolu ile devam edip kendi kendini disipline etseydi. Sektörün sivil toplum örgütleri burada insiyatif alarak sektörün disipline edilmesine öncülük edebilselerdi. Bakın kongre turizmi son derece sağlıklı gelişiyor.  Çünkü sektör enerjisini iç rekabete değil pazarı büyütmeye harcıyor. ICVB de yurtdışından ülkemize kongre getirmek için yoğun çaba ve faaliyet içerisinde. Dolayısı ile ortaya çok güzel sonuçlar çıkıyor. Ama fuar sektöründe özellikle sivil toplum örgütlerinin bu konuda yeterince aktif olmadıklarını düşünüyorum. Başka bir örnek vereyim. Düşünün şu anda İzmir’in EXPO 2015 adaylığı söz konusu. Ve yoğun bir tanıtım ve hazırlık faaliyetleri yürütülüyor. Ama bu resmin içinde Türkiye Fuar Yapım-cıları Derneği gibi sivil toplum örgütlerini göremiyoruz. Onların herhangi bir katkısına rastlayamıyoruz. 

 

Siz aynı zamanda yurtdışında milli katılım organizasyonları düzenliyorsunuz.  Son dönemde CNR ekseninde gelişen yurtdışı fuar katılım teşvikleri ile ilgili gündeme yaklaşımınızı öğrenebilir miyiz?

Biliyorsunuz CNR ile ilgili olay yargıya intikal etti. Dolayısı ile bu konuda yorum yapmak uygun olmaz diye düşünüyorum. Ama konuyu sadece CNR merkezli olarak ele almak haksızlık olur bence. Benim görüşüme göre tüm yurtdışı milli katılım fuar organizasyonları mercek altına alınmalıdır. Milli katılım organizasyonu çok önemli bir özellik taşıyor. Siz o etkinlikle yurtdışında kendi ülkenizi temsil ediyorsunuz. Ülkenizin bayrağını dalgalandırıyorsunuz. Bu nedenle yüksek sorumluluk gerektiren bir iş. Böyle bir faaliyeti kişisel ya da firma çıkarlarınız için suistimal etmemeniz gerekir.  Biz bir yabancı kuruluşuz ve Almanya ağırlıklı olmak üzere yılda 6-7 adet milli katılım organizasyonu düzenliyoruz. Firmamız organizatör olduğu için zaten katılan firmalardan her durumda gelir elde ediyor. Bizim milli katılımlar organizasyonları ile ekstra bir gelir beklentisine ihtiyacımız yok. Amaç prestijli olan bu işi layıkıyla gerçekleştirmek. Ama yurtdışı milli katılım organizasyonlarının geneline baktığınızda aynı şeyi söylemek zor. Dolayısı ile genel bir denetlemenin fayda sağlayacağı görüşündeyim. Biz bir yıl süre ile sektörde faaliyet gösteren Yurtdışı Fuar Organizatörleri Derneği ne üye idik. Ama üye olduğumuz süreçte derneğin faaliyet konularını kendi hedeflerimizle paralel görmediğimiz için bir yıl sonra dernek üyeliğinden ayrıldık.  

 

Son olarak geçtiğimiz günlerde İstanbul’da gerçekleştirilen UFI toplantısının bir değerlendirmesini alabilir miyiz?

Ben toplantı sırasında İstanbul’da değildim. Dolayısı ile toplantı ile ilgili görüş açıklamam olanaklı değil. Ama UFI son yıllarda kabuk değiştirdi. Eskiden UFI bir akreditasyon kuruluşu gibi hizmet veriyordu. Örneğin İzmir Enternasyonel Fuarı’ndan sonra UFI üyesi ilk Türk fuarı olan ANKOMAK bundan önce Genel Müdürlüğünü yaptığım EUF Fuarcılık portföyündedir. UFI üyesi olduğumuz ilk yıllarda biz fuarımızı bağımsız denetim kuruluşlarına (Arthur Andersen gibi)  denetletmek zorunda idik. Fakat daha sonra UFI üye sayısını arttırabilmek adına bu uygulamada sistemi yumuşattı. Başka bir deyimle üye kapılarını herkese açtı. İstanbul’daki toplantı da temel olarak üye sayısını arttırmayı hedeflemiş gibi görünüyor. Halbuki UFI’nin Türk fuar endüstrisine vereceği daha fazla şey olmalı. Sektörün gelişimine katkı sağlamalı diye düşünüyorum.

Messe Frankfurt
Reklam
Reklam
Reklam
Reklam
Reklam