Fuar Sektöründen Haberler
Veri Tabanımızdaki Haber Sayısı: 1582 

WOW Convention Center Genel Müdürü Zeynep Peker:
ÿlkemizin iş turizmi kapasitesini dengeli kullanmalıyız

 

 

 

 

 

 

Sayın Zeynep Peker öncelikle WOW Oteller ve Kongre Merkezi’nin (WOW Hotels&Convention Center) bir harfi tarifini yapalım okurlarımız için.

Malumunuz üzere WOW (World of Wonders-Harikalar Diyarı) markası MNG Holding tarafından turizm yatırımlarında kullanmak üzere geliştirdiği ve şimdiye kadar ağırlıklı olarak Türkiye’nin güney bölgesinde yaptığı otel yatırımları ile tanınan bir marka. İçinde bulunduğumuz WOW Oteller ve Kongre Merkezi Kompleksi de bu markayı İstanbul’a taşımanın ilk adımı oldu.

 

Yatırımın İDTM ile bağlantısını da netleştirelim isterseniz bu noktada.

Ben de oraya gelecektim. Sonuçta halen bulunduğumuz alan İDTM’nin sahip olduğu ve içerisinde iki fuar merkezi ve 6 iş merkezi bulunan kompleksinin bir parçası. Otel ve Kongre Merkezi projesine İDTM tarafından yap işlet devret yöntem ile 1996 yılında start verildi. Yatırımın mal sahibi İDTM sonuç olarak. MNG Bünyesindeki MAPA İnşaat ise bu projenin yüklenicisi olarak görev aldı. Proje yatırımı için İDTM yap işlet devret yöntemine göre oluşturulduğu için MAPA İnşaat kompleksin inşası karşılığında 45 yıllık işletme hakkını da devralmış oldu. 2005 yılında başlayan inşaat geçtiğimiz günlerde tamamlandı. Ve geçtiğimiz aylarda gerek oteller gerekse kongre merkezi faaliyetine başlamış oldu.

 

Kompleksin toplam yatırım maliyetini  öğrenebilir miyiz?

Binaların sadece inşaat maliyeti 70 Milyon USD civarında..  Yukarıda belirttiğim gibi biz MNG Holding olarak projenin inşaat ve işletme yatırımından sorumluyuz.  Arsa ise İDTM’ye ait olduğu için projeni arsa maliyeti hakkında bir şey söyleyemeyeceğim.

 

Kompleksin işletme yapısını, kapasite ve teknik özelliklerini de paylaşalım okurlarımızla isterseniz. 

Tabi ki. Komplekste biri 5 biri ise 4 yıldızlı olmak üzere iki Otel bir Kongre merkezi bulunuyor. Oteller ve Kongre Merkezi’nin işletmeleri MNG Holdinge bağlı olan iki ayrı şirket tarafından gerçekleştiriliyor. Oteller Bölümünün Genel Müdürlüğünü Sayın Coşkun Karapınar , Kongre Merkezi’nin Genel Müdürlüğünü ise ben yürütüyorum. 5 yıldızlı otelimizde  277,  4 yıldızlı otelimizde ise 360 oda yer alıyor. Dolayısı ile kompleksteki toplam oda kapasitesi 637.  Kongre Merkezi ise 3050 m2 büyüklüğünde tamamı kolonsuz, çift sahneli, 8.6 metre tavan yüksekliğine sahip bir Kongre Salonu, 3 adet konferans salonu ve 6 adet toplantı salonu olmak üzere toplam 10 salondan ve 1500 m2 lik bir fuayeden oluşuyor. Büyük salonumuzun kapasitesi tiyatro düzeninde 3200 kişi. Bu salon aynı zamanda her birinin ayrı fuaye girişi olan 1000 er m2 lik üç ayrı salon olarak ta kullanılabiliyor.  Aynı salonu fuarlar için de sergi alanı olarak kullanabiliyoruz.  Fuaye ile beraber sergi alanı kapasitemiz brüt 4500 m2 ye ulaşıyor.

 

Kompleks işletmeye alınalı çok kısa bir süre olmasına rağmen gerek gerekse kongre merkezi oldukça faal görünüyor. Bu konudaki ilk izlenimlerinizi alabilir miyiz?

Doğruyu söylemek gerekirse mayıs ayından başlanmak üzere parçalı olarak faaliyete başlayan ve şu anda tüm birimleri ile hizmet vermekte olan kompleksin kısa sürede bu kadar rağbet göreceğini biz de beklemiyorduk. Tahminimizin üzerinde bir ilgi var gerek otellere gerekse kongre merkezine.  Örneğin otellerimiz Mermer Fuarı’nın olduğu hafta %100 doluluğa ulaştı.  Ekstra talepleri bölgedeki diğer otellere yönlendirmek zorunda kaldık. Kongre Merkezi’nde de daha henüz resmi açılışımızı yapmamış olmamıza rağmen uluslararası lansman, bayi toplantısı, şirket toplantısı, kongre, konferans ve fuar başlıklarının tümünde yoğun bir taleple karşı karşıya kaldık. Tabi tüm bu göstergeler bizi geleceğe yönelik olarak fazlası ile mutlu ediyor.

 

Saydığınız etkinlik türlerinden hangileri talep açısından öne çıkıyor?

İlginçtir. Ben açıldığımızda kongre ağırlıklı bir takvim oluşacağını umuyordum. Ama ilk izlenimler şirket toplantıları, bayi toplantıları ve lansmanlarda beklentilerimizin çok üzerinde bir talep olacağını gösteriyor.   Aynı şekilde fuar konusunda da yoğun bir taleple karşılaştık. Açıkçası bu yoğunlukta bir fuar düzenleme talebi de sürpriz oldu benim için. Hatta bu fuarların ilkine geçtiğimizi günlerde ev sahipliği yaptık. Fuaye ile beraber 4500 m12 lik sergileme alanımız butik fuarlar için oldukça cazip bulunuyor. Tabi özellikle yanlarında kongre-konferans gibi yan etkinlikleri olan fuarlar için. Ayrıca İstanbul Fuar Merkezi’nde düzenlenen fuarların paralelinde düzenlenecek olan ulusal ve uluslar arası kongreler için çok uygun bir mekanız. 2008 yılında bu konuda da önemli etkinliklere ev sahipliği yapacağız. Yine uluslararası lansmanlar için de şimdiden kapımız çalınmaya başladı. Geçen gün otomotiv sektöründe ralli alanı ile beraber gerçekleşecek uluslararası bir lansman için görüşmeler yaptık ama test drive için en fazla 25 dakikalık bir mesafeyi kabul ettikleri için  işi Antalya aldı.  Sonuçta etkinlik Türkiye’de kaldığı için çok mutlu olduk ama İstanbul olarak WOW olarak biz alsa idik çok daha mutlu olurduk doğal olarak 

2008 yılında ev sahipliği yapacağımız etkinlikler hakkında daha fazla bilgi verebilmem için biraz daha süre geçmesi, bazı anlaşmalarımızın netleşmesi gerekiyor.   

 

MNG Holding olarak elde ettiğiniz iş sonuçları İstanbul iş turizmi sektörüne yönelik yeni yatırımlarınızın habercisi olacak diyebilir miyiz?

 

Evet. İstanbul’a yönelik yeni yatırım projelerimiz bulunuyor. Bu projeler yakında netleşecek ve duyuru aşamasına gelince sizinle paylaşmaktan büyük bir mutluluk duyacağız. Siz bizi izlemeye devam edin. 

 

Yöneticiliğini yaptığınız WOW Kongre Merkezi’ni benzerlerinden ayırt eden temel özelliler neler?

Bu soruya yanıt olarak öncelikle merkezin büyüklüğü, teknik özellikleri, hava alanına 1 km, Türkiye’nin en büyük fuar merkezine ise 50 metre uzaklıkta olması sayılabilir. Ama bana göre bu saydıklarımdan daha önemlisi mekanımızın sıcaklığı ve hizmet standardımızın yüksekliği. Buraya gelen müşterilerimiz doğal olarak karşılarında bir etkinlik merkezi yönetimi yaklaşımı bekliyorlar. Ama burada 5 yıldızlı bir otelin hizmet standartları ile karşılıyoruz onları. Çünkü her ne kadar Otel ve Kongre Merkezi’nin üst yöneticileri ayrı olsa da hizmet birimlerimiz ortak. Ayrıca Kongre Merkezi kadromuz bu sektörde daha önce yıllarca çalışmış  kişilerden oluşuyor. Biz ekip olarak merkez devreye girmeden 9 ay önce iş başı yaptık. O zaman tam bir inşaat sahasıydı buralar. Başımızda kaskla dolaşıyorduk alanda. Ama Merkezin ince işleri yapılırken, giydirilirken burada olmanın ve birikimlerimiz doğrultusunda bu süreçleri yönlendirmenin büyük avantajların görüyoruz şimdi.  Malumunuz üzere hizmet sektöründe en önemli faktör insan faktörüdür. Ne kadar mükemmel yapılar inşa etseniz de onları yaşayan mekanlar haline getirenler insanlardır. Biz de ekip olarak bu mekanı hep sıcak tutmayı hedefliyoruz. Bakın dün bir şirketin lansmana ev sahipliği yaptık. Ben mekandan ayrıldığımda saat gece 02.00 dı. Ve tüm ekip hala görev başında idi.  

 

İsterseniz bu noktada ülkemizdeki iş etkinlikleri sektörünün mevcut durumu hakkındaki görüşlerinizi alalım. Kapasitemizi doğru ve etkin biçimde kullanabiliyor muyuz?

Bence öncelikle biz hedefimizi tekrar gözden geçirmeliyiz. Herkesin beklentisi Dünya Kongrelerine ya da Avrupa Kongrelerine ev sahipliği yapmak yönünde. Halbuki bence öncelikle ulusal kongreler, arkasından uluslar arası katılımlı ulusal kongreler, sonra uluslar arası kongrelere ağırlık verilmeli. Merdivenleri basamak basamak çıkmalıyız. Çünkü Dünya ve Avrupa Kongreleri 3-4-5 yılda bir yapılıyor. Yani 2012 yılındaki bir kongreyi almak için şimdiden çalışmaya başlamanız gerekiyor. Ama ne kadar mesafe alırsanız alın bu 5 yıllık süreçte kentinizde patlayan bir mantar tabancası bile   tüm emeklerinizin heba olmasına ve kongrenin elden gitmesine yol açıyor. Sadece sizin ülkenizde olan bir eylem değil Dünya’nın her hangi bir yerinde oluşan bir karışıklık  bile etkinliği etkiliyor. Bakın Lütfi Kırdar’da  Balkan Diş Hekimleri Kongresi’ne ev sahipliği yapıyorduk. Tam o sırada Yugoslavya’da iç savaş patlak verdi. 300 kişi ile açtığımız Kongreyi 60 kişi ile kapatmak zorunda kaldık.

Bu nedenlerle ev sahipliği yapmayı hedeflediğimiz etkinlikleri seçerken daha rasyonel düşünmemizi gerekiyor. Bu konudaki en büyük şansımız ise Istanbul Convention and Visitors Bureau (ICVB) ekibinin yılın 365 günü İstanbul’un kongre potansiyelini arttırmak için çalışıyor olması. Son derece sessiz ve gösterişsiz çalışan ama uluslararası ölçekte çok önemli başarılara imza atan, çok önemli kongrelerin İstanbul’a gelmesini sağlayan bir kuruluş İCVB.

 

Yaygınlık açısından yeterli buluyor musunuz Ülkemizdeki nitelikli konaklama ve iş etkinlikleri merkezi yatırımlarının dağılımını?

Bu çok daha büyük bir sorun. Ben ülkemizin kapasitesini bu açıdan hiç de iyi kullanmadığımız görüşündeyim. Tüm yatırımlar İstanbul bölgesine sıkışmış durumda.  Konaklama açısından örneğin İstanbul’un Anadolu yakasına bile hiç yatırım yapmıyoruz. Tüm yatırımlar Avrupa yakasında. Birkaç istisna dışında yurtdışından gelecek bir misafirin Asya yakasında kalabileceği standartlarda otel yok. Avrupa yakasındaki sorun ise yatırımların ağırlıklı olarak 5 Yıldızlı otellerde yoğunlaşması.  Gelen misafirlere farklı ekonomik sınıflarda seçenekler sunabilmemiz gerekiyor. Bu nedenle 4 Yıldız, 4 yıldız De lüx, hatta 3 yıldız ama “gerçekten üç yıldızlı tabi“ ve butik  otellerle desteklememiz gerekiyor kapasiteyi.

 

Konuyu kongre merkezleri açısından ele alırsak ..

Bu konudaki görüşümü bir hayalim ile açıklayayım size. Benim en büyük hayalim Kapadokya’da 1500 kişilik bir Oditoryumu olan bir Kongre Merkezi. Kapadokya Dünyanın dört bir yanından gelen turistlerin ülkemizde en fazla ziyaret ettikleri bölgelerin başında geliyor. Çok güzel ve yüksek kapasiteli oteller, tesisler var. Ayrıca Anadolu insanının yumuşaklığını görebiliyorsunuz o bölgede. Ekstra olarak kış turizmi olanağı bulunuyor. Bu potansiyelin etkin olarak kullanılması için bölgenin uluslar arası ölçekte bir kongre merkezi ile desteklenmesi büyük yarar sağlayacaktır. Bu örnekten hareketle ben otel yatırımlarında olduğu gibi Kongre yatırımlarında da ülkemizin potansiyelini daha yaygın biçimde kullanmalıyız görüşündeyim.  ÿimdiki yöntemle tüm yükü İstanbul’un tek yakasına vererek hem İstanbul’u çok yoruyor ve yıpratıyoruz hem de diğer bölgelerdeki atıl kapasiteyi kullanamıyoruz.

 

Söyleşimizi İstanbul ile ilgili değerlendirmenizi alarak kapatalım isterseniz.

İstanbul deyince tüylerim ürperiyor. Topkapı, Dolmabahçe, Galata, Beyoğlu..Her yerde farkı bir hayat farklı bir hikaye. İstanbul gecesi farklı gündüzü farklı yedi ayrı tepe yedi ayrı şehir yedi ayrı hikaye sanki. Gönlümde çok güzel bir yerde ama şu anda hak ettiği yerde değil. Bakın Prag altı üstü bir nehrin kıyısında kurulan bir kent. Küçümsemiyorum tabi. Ama İstanbul ile kıyas kabul etmez. Ama bu potansiyeli ile bir  dünya kenti olmayı başarmış. İstanbul ise medeniyetlerin birleştiği,  dinlerin birleştiği bir dünya başkenti. Biz ise hala İstanbul’u üretim merkezlerinden, fabrikalardan temizlemeyi başaramadık. Fabrikaları Güneşli’ye taşıdık birkaç yıl önce. Ne oldu? 5  yıl içinde Güneşli de kentin merkezi oldu. Önemli bir nokta da şehre teknolojiyi giydirirken şehri modernleştirirken ortaya çıkıyor. Bu süreç yaşanırken çok özenli davrandığımızı söylemek pek mümkün değil. Teknolojiyi koyarken biraz silueti kurtarsak yeşili doğayı biraz daha ortaya çıkarsak diyorum.....

Reklam
Reklam
Reklam
Reklam
Reklam
Reklam
Reklam