| News From Trade Fair Industry Total Number of News in our Database: 1425 |
YUFOD Başkanı Korhan Yazgan: İhracatımızı geliştirmek için yurtdışı fuar organizasyonlarımızı güçlendirmeliyiz. |
Sayın Yazgan öncelikle yeni göreviniz için tarafınızı kutlarız. Söyleşimizin başında sizden Yurtdışı Fuar Organizatörleri Derneği hakkında kısa bir bilgi alabilir miyiz? Yurtdışı Fuar Organizatörleri Derneği 2003 yılında yurtdışında milli katılım fuarları düzenleme yetki belgesine sahip kuruluşları bir çatı altında toplamak amacı ile kuruldu. Biliyorsunuz halen bu statüde 23 tane kuruluş bulunuyor. Bunlardan 6’sı ihracatçı birlikleri ve benzeri yarı resmi kurumlardan oluşuyor. Geriye 17 özel kuruluş kalıyor. Bu firmalardan halen 14 adedi derneğimize üye durumda. Dolayısı ile özel sektörün %80’inden fazlasına ulaşmış durumdayız. Fuar bazında ise özel sektörün yaptığı fuarların %90’ı üyelerimiz tarafından gerçekleştiriliyor. Yani yurtdışına giden her 100 firmadan 90’ı derneğimiz üyesi kuruluşlarca yurtdışı fuarlara ulaşıyor. Bu da çok önemli bir oran. Derneğinizin geçmiş iki dönemdeki faaliyetlerinizi özetler misiniz? Takdir edersiniz ki organizatörler arası rekabetin bu kadar yoğunlaştığı bir dönemde ve bu kadar kısa sürede sektörün neredeyse tamamını kucaklar hale gelmesi başlı başına büyük bir başarı. Derneğimiz açısından diğer bir önemli başarı ise son iki yıldır üyelerimizin bir sonraki yılın programını dernek bünyesinde beraberce oluşturup sonra dış ticaret müsteşarlığına gönderilmesi oldu. Rakip fuar firmaları ortaklaşa bir çalışma içine girebilme noktasına geldiler. Bunu da sektör açısından çok önemli bir adım olarak görüyorum. Yurtdışı fuar organizasyon sektörünün gelişimini ve bu gününü sayılar ile tarif edebilir miyiz? Biliyorsunuz yurtdışında düzenlenen fuar organizasyonlarına katılımların DTM tarafın-dan belirli yönetmelikler ışığında disipline edilmiştir. Belge ve izin verilen rakam Dış Ticaret Müsteşarlığı’dır. Halen sektörde DTM tarafından yurtdışında milli katılım organizasyonu konusunda yetkilendirilmiş 23 organizatörün 2006 yılında gerçekleştirecekleri organizasyon sayısının ise yıl sonu itibarı ile 222’ye ulaşması bekleniyor. Katılımcı açısından bakarsak yurtdışında fuar organizasyonlarına katılan firma sayısı halen 6 bin civarında. Bu 6 bin firmanın ortalama 30 m2 den yılda iki kez fuara katıldığını düşünürsek ortaya yaklaşık 360.000 m2 lik bir büyüklük çıkar. Bu miktarın yaklaşık 200.000 m2 lik kısmı milli katılım organizasyonlarına katılım kalanı ise bireysel fuar katılımlarından oluşuyor.
Bu rakamın dolar bazında tekabül ettiği yıllık büyüklük ne kadar? Milli katılım organizasyonları açısından değerlendirirsek özel kuruluşların düzenlediği milli katılım organizasyonlarında m2 birim fiyatlarının 300-400 USD arasında seyrettiğini söyleyebiliriz. Bu rakam ihracatçı birliklerinin düzenlediği organizasyonlarda ise 750 USD civarında. Ortalamayı 500 USD olarak alırsak milli katılım organizasyonlarında m2 satışları sonucu ortaya çıkan büyüklüğün 80-90 milyon USD civarında bir aralıkta seyrettiğini görürüz. Bireysel katılımları da dikkate alırsak toplam büyüklüğün 150 milyon USD civarında olduğunu söyleyebiliriz.
2005 yılı verileri ile yurtdışında fuar katılımlarına verilen teşvik rakamı toplamı 80 milyon USD civarında idi. Bu rakam da sözünü ettiğiniz büyüklüğü doğruluyor. Evet. Teşvik oranlarını ortalama %50 olarak alırsak yine yukarıda sözünü ettiğimiz gibi 150 milyon USD’lik bir büyüklüğe ulaşırız.
Sektörün geçmişine baktığımızda sürekli bir büyüme eğilimi görüyoruz. Bu eğilim halen devam ediyor mu? 1996-2005 yılları arasında hem sayısal hem de hacimsel anlamda bir büyüme olduğu doğrudur. Fakat son 2 yıl içinde fuar sayısındaki artış devam etmekle beraber, bunun katılımcı sayısı veya m2 büyüklüğü ile desteklendiğini maalesef söyleyemiyoruz. Tahmini olarak 2006 yılında geçen yıla göre durağanlık hatta %10 civarında bir küçülme bekliyoruz. Bu daralmanın gelecek yıl da süreceğini tahmin ediyorum. Bu durumda, sektör küçülürken düzenlenen fuar sayısının artması organizas-yonların rekabet gücüne de olumsuz yönde etki ediyor. Konuyu hazır giyim sektöründen örnekleyelim isterseniz. Bu sektörde fuarlara katılan firma sayısı halihazırda 300 ila 400 aralığında. Onlara 23 organizatör tarafından sunulan takvim ise yaklaşık 40-50 fuar içeriyor. Her kuruluşun ortalama yılda iki fuara katıldığını varsayarsak fuar başına ortalama 15 katılımcı düştüğünü görürüz. Aynı şey yapı sektörü ve diğerleri için de geçerli. Eğer önlem alamazsak, yurtiçinde yaşanan sıkıntıların yurtdışında da yaşanması ve düzenlediğimiz fuar organizasyonlarının rekabet güçlerini kaybetmeleri tehlikesi mevcuttur. Bakın Kasım ayında TÜRKEL Fuarcılık olarak SENEXPO Fuarcılık ile Moskova’da ortak bir yapı fuarı düzenledik. Bu fuara 215 firmamız katıldı. Bu bir rekordur. Yani yurtdışında yapılmış inşaat malzemelerinde konusundaki en büyük fuar oldu ve en yakın fuarı konusunda katılım açısından ikiye katladığını düşünüyorum. Yurtdışında rekabet şansızımızın olabilmesi için bu ölçeklere ulaşmamız gerekir.
Fuar sektörünün küçülmesi ise öncelikle fuar katılımlarının lokomotif görev gördüğü ihracatımızı olumsuz yönde etkiliyor Tabi ki. Ülkemizin çıkış yolu ihracattan geçiyor. İhracatı arttırma hedefi başta Dış Ticaretten Sorumlu Devlet Bakanımız Sayın Kürşat Tüzmen olmak üzere hükümet yetkililerinin, bağlı bulunduğumuz müsteşarlığın ve birlik yöneticilerin ortak söylemi haline geldi. Bunu gerçekleştirebilmek içinde dışarıda güçlü organizasyonlar yapmaya ihtiyaç var. Bu da bir takım şeyleri oturup paylaşabilmekle ilgili. Konuları paylaşabilmek ve birbirimiz anlayabilmekle ilgili. Bu süreci yakalayabileceğimizi umut ediyorum.
Yurtdışı fuar katılımlarında devlet teşviği belirleyici rol oynuyor. Yurtdışı fuarların desteklenmesine dair 2004/6 nolu tebliği değerlendirir misiniz? Mevcut uygulama beklentilerinizi karşılıyor mu? Bu konuyu daha iyi analiz edebilmek için sektörün son üç yılına bakmak gerekir. Son üç yılda milli katılım organizasyonlarında bir daralma görülürken bireysel fuar katılımları ciddi bir artış trendi gösterdi. Halen yürürlükte olan mevzuat milli katılım organizasyonlarında çok ciddi bir kontrolü öngörüyor. Milli katılım organizatörü olarak her attığınız adımın hesabını vermek durumundasınız. Her ödemeni-zin faturasını bankacılık sistemi içinde ibraz etmek zorundasınız. Bunun yanı sıra milli katılım fuarları devletin görevlendirdiği gözlemciler tarafından denetlenir, puanlanır, karne alırsınız ve o karneye göre fuar yapamaz duruma da gelebilirsiniz. Teşvik oranı ise bireysel katılımla aynıdır. Bireyselde hiçbir şekilde devletin denetimi yoktur. Fatura ibrazı alt fatura ibrazları gibi bir şey söz konusu değildir. Yani Mısır’daki X firması herhangi bir şekilde fatura keser gönderir o fatura teşvik hak edişiniz için baz alınır. Faturanız doğru mu değil mi? Gerçekten Mısır’daki boş alan fiyatları 295 dolar mı? Bu fiyat hangi unsurlardan oluşur? Lokal organizatör ne gibi harcamalar yapmıştır? Kari nedir? Sabit giderleri ne kadardır? Kısacası: bizim organizatörlerimizden istenen hiçbirşey, bireysel katılım yapılan organizasyonlardan talep edilmemektedir. Dolayısı ile bireysel katılımdaki artışın kontrol mekanizmalarının çok dışında olmasıyla bağdaştırıyoruz. Bu da ister istemez artık reklam ajanslarının, turizm firmalarının veya biraz yabancı dil bilen iki üç kişinin bir araya gelip bireysel fuar pazarlamasını özendiriyor. Geldiğimiz noktada yukarıda saydığım kontrol dışılık nedeni ile bireysel fuar pazarlaması yapan kuruluş sayısı 100’ü aşmış durumda.
2004/6 nolu tebliğde geçtiğimiz yıl yapılan değişiklikler bu tür suistimalleri engelle-meyi amaçlıyordu anımsadığımız kadarıyla. ÿimdi minareyi çalan kılıfını ayarlayabilir. ÿuna bakmak lazım: Niye bu kuruluşlar doğrudan Dış Ticaret Müsteşarlığı’na başvurup da çatının içinde yer almaya başlamıyor. Yani denetim mekanizmalarının içine girip de milli katılım organizasyonu yapmıyorlar. Çünkü milli katılımda organizatörlerimizin hepsi çok büyük baskı altında. Çok büyük kontrol altında. Belirli sayıda personel çalıştırmanız lazım. O çalıştırdığınız personelin finansal yükünü karşılayabilmeniz lazım. Yaptığınız tüm ödemelerin sözleş-mesini ve faturasını ibraz etmeniz lazım ve bunun dışında nakit ödeme yapmamanız lazım. Çünkü nakit ödemeler fuar maliyet unsuru olarak kabul edilmiyor. Fiyatınızı da istediği gibi yönlendirebiliyor izin veren makamlar. Ama bireysel de böyle birşey söz konusu değil.
Geçtiğimiz yıldan bu yana bireysel katılım fuarları ile ilgili de yıllık takvim yayımlanması uygulamasına geçildi. Bu uygulamanın sektöre yansımalarını değerlendirir misiniz? Takip ettiğiniz gibi orada 2500’ü aşkın fuar bireysel teşvik kapsamına alındı. Bireysel teşvik kapsamına alınmayan fuar neredeyse yoktu. Aynı dönemde 223 tane fuara milli katılım izni verildi. Bireysel katılım fuarları takvimi uygulamasının sağlıklı hale gelmesi için belirli kriterlerle desteklenmesi gerekir. Örneğin UFİ belgesine sahip olmak gibi. Bu tarz dünyada 743 tane fuar var. Bizim derneğimizin ve derneğimiz üyelerimizin şikayetçi olduğu nokta bu tarz organizasyonlar değil. Avrupa’da kendini ispatlamış her tür fuarı bireysel teşvik kapsamına alın. Bunlarda rekabet adına en ufak bir şüphemiz yok. Ama asıl ağırlıkta bizlerin çalıştığı çemberdeki komşu ülkeler Suriyesi, İranı, Gürcistanı, Ukraynası Balkan ülkeleri. Afrika ve Türk Cumhuriyetleri’ndeki fuarları bireysel teşvik kapsamına aldığınız zaman siz kendi organizatörünüzün o bölgelerde güçlü olmasını engelliyorsunuz.
Bu durumda gelişmiş ülkelerdeki fuar katılımları ile özellikle ihracatımız açısından birinci çemberde olan ülkeler ve gelişmekte olan ülkeler için iki farklı destek stratejisinin uygulanmasını mı öneriyorsunuz? Tabii ki. Bizim asıl üzerinde durduğumuz ilk çember komşu ülkeler. Türk Cumhuriyetlerinde güçlü Türk fuar organizatörlerini faal hala getirdiğiniz zaman rakip ülkelerin bir adım önünde olursunuz. Zaten o ülkelerdeki fuarları incelediğiniz zaman Türk katılımcısını ihmal ederek o bölgelerde uluslararası ölçekte fuar yapılması mümkün değil. Bunu bir örnekle açıklayayım. Geçen sene Astana’da 1600m2 net alanda inşaat fuarı yaptık. Bizden sonra lokal bir organizatör yine aynı alanda inşaat fuarı yaptı. O fuarın da 1000 m2 sini Türk firmaları oluşturuyordu. Veya Almaata’da yaptığı fuarın neredeyse %70’i Türk firmalarının katılımıyla gerçekleşti. ÿimdi böyle bir avantajımız varken bir de teşvik gibi bir gücümüz varken bunu fuar kendi organizatörlerimize yönlendirmeniz ülke açısından daha faydalı değil mi?
Talepleriniz doğrultusunda yurtdışı fuar mevzuatında bir değişiklik bekliyor musunuz? Bu konudaki tüm görüşlerimizi ilgili mercilere aktarıyoruz. Dış Ticaret Müsteşarlığı’nın geçtiğimiz dönemde ilgili mevzuatın geliştirilmesi için başlattığı çalışmalara da gerekli desteği verdik. Yeni mevzuat şu sıralarda son halini almış durumda. Yeni tebliğin birkaç hafta içinde netleşmesi gerekiyor.
Derneğin yakın dönem gündem ajandasında yer alan diğer başlıklar hakkında bilgi alabilir miyiz? Yukarıda belirttiğim gibi son 4 aylık dönemde tebliğ çalışmaları üzerine ağırlığımızı verdik. Ve belli bir noktaya da getirdik. Bunun yanında gündemimizin diğer bir maddesi yurtdışı fuar organizasyonlarında standartları belirlemek. Bunu başarabilirsek bu sektörü çok ciddi bir noktaya getirecek. Firmaların en azından karşı karşıya gelmelerini azaltarak güç birliği sağlayacak. Kendi bünyemizde kimse kuralların dışında fuar pazarlaması yapmayacak. Aykırı hareket eden olur ise bu konu dernek içinde tartışılacak gerekirse üyeliğinin düşürülmesine kadar cezalandırma hususları gündeme getirilecek. Bu çalışma ile bizim amacımız önce kendi kapımızın önünü temizlemek. Kendi kapımızın önünü temizledikten sonra dışarısıyla göğsümüzü gere gere mücadele edebiliriz. Bunun ilk adımını başarıyla attık. Bu son çalışmalarımız ışığında belirli bir noktaya getirmiş olacağız. Bunun yanında YUFOD’un yurtiçinde gerçekleştireceği sektörle ilgili tüm aktörlerin içinde yer alacağı bir organizasyon planlıyoruz. Sonuçta dernek olarak bizim faaliyetlerimiz ve beklentilerimiz ülkemizin dış ticaretiyle paralellik arz ediyor.
Bu paralellik ışığında ülkemizin dış ticaretinin gelişimi ile ilgili görüşlerinizi öğrenebilir miyiz? Bugün bir gazetede okuduğum habere göre komşumuz olan 5 ülkedeki dış ticaret açığının toplamı ülkemizin dış ticaret açığının %40-45’ini oluşturuyor. Bu açığın temel nedenini ise o ülkelerden enerji kaynakları, doğal gaz ve petrol alımı oluşturuyor. Aynı zamanda bu ülkelerin tamamı ihracatçılarımız için hedef pazarların başında yer alıyor. Biz dernek olarak, enerji kaynağı kaynağı sahibi olan, yer altı zenginlikleri olan, petrol geliri doğalgaz geliri olan ülkelerdeki fuarcılık aktivitelerinin daha fazla yoğunlaştırılması gerektiğini, bu ülkelerdeki fuarlara katılımı daha fazla teşvik edilmesi gerektiğini düşünüyoruz. Tabi ilgili ülkelerde ihracatımızın arttırılması amacı ile yapılan çalışmalar fuar teşvikleri ile sınırlı kalmamalı. Aynı zamanda Türk malı imajını yükseltmek ve yaymak için devletin kampanyalar yapması gerekiyor. Rusya gibi hedef pazarlarda devlet tarafından ülke ve ürün imajını güçlendirmeye yönelik ciddi tanıtım kampanyaları yapılması gerekiyor. Bunu hiç ihtiyacı olmadığı halde İtalya yapıyor. Ben İtalya’yı seviyorum. İtalyan ayakkabısını seviyorum şeklinde kam-panyalar düzenliyor. Türkiye’nin de rekabet avantajı elde etmesi için alternatif projeler üretmesi gerekiyor.
Rekabet avantajımızı korumamızın yolu tüm kaynaklarımızı ortak hareket ettirebilmekten geçiyor sanırız. Bizim tarih boyunca, Osmanlı İmparatorluğu’nun en gergin olduğu dönemlerde bile hakim olduğumuz alan ticaretin yoğun olduğu hatları içeriyor. Akdeniz, İpekyolu Hindistan’a kadar giden yol önemli denizler Türklerin kontrolü altında idi. Stratejik unsur ticaret yolları, limanlardı. ÿimdi ise ticaretin yolu tanıtımdan, fuarlardan geçiyor. Mümkün mertebe belirlediğimiz ülkelerde stratejik konulardaki fuarları dolayısıyla tanıtımı kendi ülkemizin firmalarıyla yapabilir duruma gelirseniz Çin gibi büyük tehdit unsurlarıyla yada Avrupa’nın çok büyük sermayeli global dev firmalarıyla bir nebze olsun rekabet etme şansı devam ediyor. ÿöyle düşünün ihracat rakamlarında ilk 500’ü bir kenara koyun ondan sonraki firmaların yıllık ciroları 12-13 milyon doları geçmiyor. Türkel Fuarcılık olarak bizim sadece Rusya Federasyonu’ndaki yıllık tanıtım harcamamız ise 2 milyon dolar. Bir İtalyan ayakkabı firması Rusya pazarına girdiği zaman ise en az 500 bin veya 1 milyon dolar tanıtım bütçesi ve para kazanma kaygısı olmaksızın işe başlıyor. Bizim firmalarımızın ise bütçeleri ortada. Bu nedenle ilk çemberdeki rekabet avantajımızı kaybetmememiz gerekiyor. Bunun yolu da ortak yatırımlardan ve o ülkede kuvvetli bir organizasyonunuz, hedef sektörlere yönelik kuvvetli fuarlarınız olması ile, paralelinde mutlaka devletçe yıla yaygın Türkiye için önemli sektörlerde imaj çalışmaları yapılmasından geçiyor.
|




default style
all white
smooth blue
grey
orange